ilahi sözünü paylaş

Arkadaşların arasında bunu ilk beğenen sen ol!

Ahmet Bulut – Yatsı Namazı

Ahmet Bulut Yatsı Namazı İlahi Sözleri

Sayfamız da özenle düzenlediğimiz Ahmet bulut ilahi sözlerini bulabilirsiniz. Sizde yazımızın devamına giderek, Ahmet bulut yatsı namazı ilahi sözlerini takip ederek sosyal ağlarınız da paylaşabilirsiniz. En güzel Ahmet bulut yatsı namazı ilahi sözleri için bizleri sosyal ağlarımızdan takip ederek, beğendiğiniz ilahi sözlerine ulaşabilirsiniz. Sizde hoşunuza giden bu ilahi sözlerini, sosyal medya üzerinde twitter, facebook ve instagram gibi sosyal ağlarınız da paylaşabilir vede bizlere destek olabilirsiniz. Ahmet bulut yatsı namazı ilahi sözleri için yazımızın devamına giderek, takip edebilir ve sevdiklerinize de gönderebilirsiniz.

Dürüldü göğün ışığı,
Sokuldu karanlığın koynuna,
Güneş çekti örtüyü üstüne,
Kalmadı hükmü, büründü toprağın rengine Vakit yatsı,
Ayak sesleri silik sokaklarda,
Bitti gün, bitti telaş,
Adım adım geceye yaslanıyor zaman,
Çekiliyor her can kendi kabuğuna.

Ey insan!
Bölünmüştü gün, Son dilim diyor an!
Önce, minarelerin ışıkları asılıyor karanlığa,
Sonra günün, belki ömrün son ezanı,
Merhamet barındırıyor makamı.

Vakit yatsı,
Sessizlik ve huzur yayılıyor önce ve sonra ebedi huzura davet,
Şefkatle emaneti teslim ediyor bülbüller,
Ğafur olan O, Veli olan O bırakmıyor aciz kulunu,
Ve bir kez daha, gel salaha, gel felaha diyor,
Gel besmeleyle büyü,
Gel secdelerde yüksel,
Gel eğildikçe rükûlarda yücel,
Eşhedüenla ilahe illallah,
Gel, bu kapının kölesi, boyunduruğa girmez, hürdür diyor,
Ey ruhuna üflenmiş olan!
Ey nefesi emanet kılınan!


Gece nasıl örttüyse üstünü, toprak da örtecek,
Kalacaksın dokuz tahta altında kimsesiz, çaresiz karanlıklarda,
Bir düş olacak dokunduğun, soluduğun, sevdiğin,
Anımsatınca gördüğün mezar taşı, duyduğun salâ,
Kapatıyorsun gözlerini, kulaklarını.

Korkuyorsun, ürküyorsun,
Ne varsa oyalandığın daha sıkı sarılıyor, kendinden kaçıyorsun,
Ama merhamet ediyor seni Halk eden,
Gel, kabrini kandille donat secdelerde diyor.

Ey ölümlü can!
Görüp de anlamaz, hayran olmaz mısın kudrete?
Önce karaya boyar, sonra ayı asar, yıldızlarla süsler göğü,
Ayın şavkı vururken yüzüne zikrullah düşme mi kalbine?
Düşmez mi aciz aklına ölüm, gidiş… Ve kulluğun? Ve boşluğun, yanılmışlığın?
Şaşıracaksın. Anlamayacaksın annenin koynundan, toprağın koynuna ne zaman, nasıl geçtiğini,
Kaldır başını bak…

Ya bu karanlık kalkmazsa üstünden, hazır mısın?
Belki güneş doğacak ama ya sen, altında olacak mısın?
İşte gece. Bilmezsin, Üstüne çektiğin yorgan mı, toprak mı?
Kabre sokulur gibi döşeğine, döşeğine sokulur gibi kabre sokulacaksın.

Vakit yatsı,
İhlaslarla, Fatihalarla çalınacak kapı,
Ve diz kırılacak; dinlensin, duysun diye kalbini, hesap yapsın ince ince, aklamak için vicdanını ter düksün diye beşer, yaratılmış gecenin sofrasına.

Yol uzun, çetin zifirde şafağı beklemek,
Karanlığın göğsünden emerek sabah etmek,
Ey kul etme kendine ziyan,
Yalnızlığa dayayacaksın başını,
Kabrin provası uyku diye gömüldüğün, yarı ölüm.

Vakit yatsı,
Belki son davet belki son varış,
Mahkeme-i Kübra’ya uyanmak için belki bu son yatış.

Vakit yatsı,
Vaktin hayr olsun,
Ey her uykuyu ölüm bilen can.

Gel tekbirlerle gel secdelerle gel gel tekbirlerle gel secdelerle,
Gel zikrullahla gel huzur burda gel zikrullahla gel huzur burda,
Vakit yatsıdır son davet vakit yatsıdır bitti gün.