ilahi sözünü paylaş

Arkadaşların arasında bunu ilk beğenen sen ol!

Grup Nevbahar – Zindandan Sevgiliye Mektup

Grup Nevbahar Zindandan Sevgiliye Mektup İlahi Sözleri

Sitemiz de hazırlamış olduğumuz Grup nevbahar zindandan sevgiliye mektup ilahi sözlerini bulabilirsiniz. Sizde yazımızın devamına giderek, Grup nevbahar zindandan sevgiliye mektup ilahi sözlerini takip ederek sosyal ağlarınız da paylaşabilirsiniz. En güzel Grup nevbahar zindandan sevgiliye mektup ilahi sözleri için bizleri sosyal ağlarımızdan takip ederek, beğendiğiniz ilahi sözlerine ulaşabilirsiniz. Bir çok yeni Grup nevbahar zindandan sevgiliye mektup ilahi sözlerini sitemiz aracılığı ile bulabilir vede paylaşabilirsiniz.

Sonra,
Dediler ki,
Bu böyledir,
Yani olamaz mı?
Değişmez mi hiç bir şey?
Yok, dediler,
Tabiatın kanunuymuş,
Böyle gelmiş, böyle gidermiş,
İtiraz ediyorum! dedim,
Mahkeme salonunu inletircesine,
Herkes sustu,
Ben bunu kabul etmiyorum! diye bağırdım,

Güldüler,
Nasıl gülmek ama,
Bir kahkaha tufanı koptu salonda,
Masaya yumruk atanlar bile vardı,
Allah’tan hâkim kürsüye vurdu tokmağı.

Görsen nasıl tırstı korkaklar!
Birden buz kesildi salon,
Bir anda o kadar ciddileştiler ki,
Gülmemek için zor tuttum kendimi,
Ulan, az önce kahkahadan yerlere yatan siz değil miydiniz gebeşler?
Neyse… hâkim gördü hepsini,
O da biliyor ne dolap çevirdiklerini,
Ben de sustum artık.


Sonra,
Küçük bir kız çocuğu ağlamaya başladı,
Benim yüreğim dayanmaz biliyorsun çocuk ağlamasına,
Ama bunlarda,
Hiç vicdan yokmuş bi tanem,
Hâkim tersledi anneyi oracıkta,
Kızı zorla dışarı çıkardılar annesinin kucağında,
Ve o an… O çocuğun… kızım Elif olduğunu fark ettim,
Kucağında Elifimle çıkartırlarken seni,
Bir bıçak saplandı kalbimin taa ortasından,
Ama baktım sapı bomboş,
Kim tutuyor ulan bıçağı!
Sesim iyice kısıldı “Ölüyorum galiba,
Zannettim ki beni ölürken görürler de vazgeçerler sizi götürmekten,
Heyhat, kimse duymadı feryadımı.

İşte o an ben öldüm,
Olay tam böyle oldu, bi tanem,
Sonra Sessizliğin ortasında usulca bir ses sardı benliğimi,
Lâ Tahzen,
Harfsiz… kelimesiz bir ses,
Ne demekti bilmiyordum,
Ama iliklerime kadar hissettim.

Sonra birden,
Zaman ve mekân genişledi,
Ayaklarım yerden kesildi,
Yavaşça göğe doğru yükselmeye başladım… Gittikçe uzaklaşıyordum dünyadan,
Sanki bir ses çağırıyordu beni taa uzaklardan,
Haydi arkadaşlar, sabah namazı,
Hafif bir ışık vurdu gözlerime,
Bir baktım… koğuştayım,
Kan ter içinde kalktım ranzadan,
İşte böyle oluyor aşkım içerde hayat,
Hâlâ kabuslarla uyanıyorum geceleri.

Bazen İzmir sokaklarında kaçıyorum polisten… Bazen sahilde yürüyorum umarsızca,
Bazen de Meriç’in sularında boğuluyorum,
Ama her seferinde,
Bir el uzanıyor,
Çekip çıkarıyor beni girdaplardan,
Ama merak etme zamanla azaldı korkularım.

Çünkü biliyorum;
O el hep kurtaracak,
En zor ânımda,
Ve en güzeli de ne, biliyor musun aşkım?
Süzülmek kuşlar gibi semada,
Aklıma ilk sen geliyorsun o an,
Varsam diyorum,
Bir çırpıda yanına,
Ama sonra kendi kendime kızıyorum,
Nasıl olcak Ulan!! uçamaz ki insan.

Âbı hayatım,
Tayyı mekan dedikleri,
Böyle bir şey galiba,
Uyanıyorsun her gün başka bir diyarda,
Ayırt edemiyorsun,
Hayal mi, gerçek mi, rüya,
Ölünce anlayacağız,
Heyhat,
Yalanmış dünya.