Abdullah Tamamlar – Bir Gün Ki Dey Alametin
Abdullah Tamamlar – Bir Gün Ki Dey Alametin İlahi Sözleri
Sitemiz de hazırlamış olduğumuz Abdullah tamamlar bir gün ki dey alametin ilahi sözlerini bulabilirsiniz. Sizde yazımızın devamına giderek, Abdullah tamamlar bir gün ki dey alametin ilahi sözlerini takip ederek sosyal ağlarınız da paylaşabilirsiniz. En güzel Abdullah tamamlar bir gün ki dey alametin ilahi sözleri için bizleri sosyal ağlarımızdan takip ederek, beğendiğiniz ilahi sözlerine ulaşabilirsiniz. Bir çok yeniAbdullah tamamlar bir gün ki dey alametin ilahi sözlerini sitemiz aracılığı ile bulabilir vede paylaşabilirsiniz.
Bir gün ki dey âlametin etmişti âşkâr,
Tutmuştu yüz füsürdeliğe tab’-i rüzgâr,
Bâd-i hazan yetip harekât-i şenî’ ile,
Her yan dıraht-i rahtını etmişti târ-mâr.
Sarsar hücûm-i gâret-i bu-stâna azm edip,
Asliyle koymamışdı ağaçlarda berg ü bâr.
Sarsar hücûm-i gâret-i bu-stâna azm edip,
Asliyle koymamışdı ağaçlarda berg ü bâr.
Bergini şâh-i gül yele vermişti ser-te-ser,
Ya’ni tecemmülüne cihânın ne i’tibar,
Tayy kılmış idi sebze bisâtını bû-sitân,
Ya’nî ki mu’teber değil esbâb-i müste’ar.
El böyle fasllarda temennâ-yi künc eder,
Ben eyledim sabâ kimi gül-şen yana güzâr.
Bir bağa düştü reh-güzerim gördüm anda cem,
Tertîb-i ayş kılmağa esbâb her ne var.
Dolmuş kadeh şarâb ile gelmiş ayağa kim,
Ger lâle bitti ise benim şem’-i lâle-zâr.
Minâ-yi sebz lutf ile durmuş ayağa kim,
Ger gonce fâni oldu benim ömr-i pây-dâr.
Gelmiş kebâb devre vü söyler ki ey kadeh,
Hergîz tutar mı hidmet-i yârân eden karar.
Her turfa nahl berg-i bağa hazân ile bağlamış,
Meyl-i imâret eyleyüben tâk-i zer-nigâr.
Yığmış fezâ-yi bağa hazan bergi hıştler,
Gûyâ hevâ hücûmuna tutmak diler hisâr.
El-kıssa ol bisâtta ben germ-i şevk olup,
Aldım metâ-i zevk verip nakd-i ihtiyâr.
Oldum tamâm garka-i deryâ-yi şevk u zevk,
Tuttum tarîk-i râbıta-i aklden kenâr.
Her dem bir iltifâta feda eyledim hıred,
Her lahza bir hevesde nisâr eyledim vekâr.
Her kim ayağ sundu bana ben ayağına,
Cins-i havâss ü nakd-i hıred eyledim nisâr.
Ervâh-i kuds bezmi imiş anı bilmedim,
Ben mest-i bî-hod oldum olar kaldı hûş-yâr.
Bî-huş düşmüşüm mütegayyir micâz ile,
Gâfil ki leyldir mi geçen devr yâ nehâr,
Olmuş hücûm-i hâdiseden hûş münzehim,
Kılmış safâ-yi akl dil-i tîreden firâr.
Bir lâhzaî ki saykal-i idrâk-i müstâkim,
Nâ-geh götürdü âyine-i tab’dan gubâr,
Açtım gözümü görmedim ol bezmden eser,
Hakka budur tabî’at-i dünyâ-yi bî-medâr.
Kılmaz kamu kaziyyede emrini müstedâm,
Olmaz cemî’i emrde bünyâdı üstüvâr,
Gördüm yerim fezâ-yi bisât-i sürûr iken,
Olmuş mazîk-i mezbele-i acz ü inkisâr.
Hem sohbetim cemâ’at-i ehl-i kabûl iken,
Olmuş nedim ü hem nefesim nice mûr ü mâr,
Cismim cefâ-yi şidet-i berd ile nâ-tüvân,
Başım belâ-yi hâdise taşiyle seng-sâr.
Ehl-i cefâ tenimde olan kisvetim alıp,
Koymuş beni bürehne vü lerzân ü hâr ü zâr,
Ne bir refîk kim ola ol demde dest-gîr,
Ne bir şefîk kim ola ol gamda gam-güsâr.
Îzid yüzüme bağlamış ebvâb-i rahmetin,
Ya’ni budur nihâyet-i isyân-i bâde-hâr,
Çok bâde bezm-i devrde nuş etmişim velî,
Ben hiç meyde görmemişim bu sıfat humar.
Hem zillet ile der-geh-i Hâlik’de münfa’il,
Hem hayret ile halk arasında şerm-sâr,
Devrâna eyledim musibette i’tirâz,
K’ey çerh-i bî-mürüvvet ü bed-ahd-i nâ-be kâr.
Bir ömrdür ki mecma’-i ehl-i kemâlde,
Ayş ü neşât ile içerim câm-i hoş-güvâr,
Hergiz özümü görmemişim böyle bî-şu’ûr,
Hergiz özümü görmemişim böyle hâk-sâr.
Mey-hâreler mücâlesetinden alıp sürûr,
Mey tab’ıma olurdu ferah-bahş ü sâz-kâr,
Hâlâ ne vâkı oldu ki ettin bu gün beni,
Böyle zebûn ü zâr ü şikeste-ten ü figâr.
Devrân cevâb verdi bu nâ tüvâna kim,
Ey haste bu musîbete sabr eylegil şi’ar,
Îzâ-yi cism ü cân nasihât durur sana,
İdrâk ehlisin bu nasihattan etme âr.
Aldanma mey neşâtına vü deme dem-be-dem,
Kim anı böyle ile harâm etti Kirdigâr,
Her emr ü nehye ibret ilen i’tibâr kıl,
Her işte i’tibârı şi’âr eyle zinhâr.
Ref oldu bu musîbet ü andan ayân olan,
Tahkîk-i sırr-i hikmet-i Hak kaldı âşkâr,
V’er gitti vakt hem gam ilen kılma ıztırab,
Sabr et kim ol küdûrete hem yoktur i’tibâr.
Bu resmdir bürehne olup kışda her dıraht,
Tecdîd-i kisvet eylemek eyyâm-i nev-bahâr,
Sen hem nihâl-i nev-res-i gül-zâr-i aşksın,
Ger gitti berg hâtırına yetmesin gubar.
Kesme bahâr-i lutf ü keremden ümîdini,
Tecdîd-i raht-i tâzeye olgıl ümîd-var,
Cüz’I hâsaret ile melûl olma şükr kıl,
Yeğ hâk-i der-gehine fidâ böyle sad hezâr.